SEDEFÇİLİK / SEDEF KAKMA

SEDEFÇİLİK / SEDEF KAKMA

Sedefçilik ve sedef işlemeciliği, günümüzde Gaziantep’li ustalar tarafından devam ettirilmektedir. Osmanlı döneminde pek çok yapının ayrılmaz süsleme sanatı olan sedef kakma sanatı, o dönemde sarayların, köşk ve yalıların kapılarını ve dekoratif objeler bir çok misafir odasını ve salonları süslemiştir. 

                    

El sanatına verilen değer ile o dönemin insanları sanatçılarına sahip çıkardı. Bu sanatkarların ürünleri dönem hayatının merkezinde yer alırdı. Hanımların kullandığı aynalar dahi el yapımı ve işlemeli gümüş veya ahşap üzeri sedef kakmalıydı ve son derece zarifti. El sanatı bu tür ürünlerin kullanımı, işçiliğinin detaylarıyla birlikte, insanlar kendilerine ait bir tarz oluşturuyordu. Bugün tarz oluşturma konusu “image maker”lar ve medya reklamlarıyla insanlara empoze ediliyor. Bu bir tür yükleme gibi bir şey. Satmak istediği ürünleri konsept haline getiriyor, medya aracılığıyla insanlara yüklüyor. Günümüzdeki moda anlayışı, tam da bu olmuyor mu?

Peki güzel olan, değerli olan, doğanın kanunları gereği az bulunan ve hemen erişilemeyen değil midir? El sanatı ürünler de ustasının elinden çıkar ve bir daha aynısını yapmak mümkün olmaz. Tektir. Eşsizdir. Üzerindeki sanat ise değerine değer katar.

Sedefkarlık, Gaziantep’teki sedef ustaları sayesinde, Osmanlı’nın son sedef ustası Vasıf Efendi ile tarihe karışmış olmaktan kurtulmuştur. Bugün sedef işlemeler, çok farklı objeler üzerine uygulanmaya başlanmış ve yurtdışına ihraç edilmeye başlanmıştır. Aslına bakarsanız, bize ait olan bu tür el sanatlarına yurtdışında çok daha fazla talep vardır ve bizden çok daha fazla değer verilir.

Sedefçilik 15. Yüzyıl sonlarından itibaren Osmanlı kültürünün en önemli sanatlarından bir olmuş, saray atölyelerinde sedefkarlık eğitimleri verilmiştir. İstanbul’da bu sanatın asıl yaygınlaşması 16. Yüzyılda olmuştur. 17.yüzyıla gelindiğinde ise, Evliya Çelebi, İstanbulda bu sanat ile uğraşan beşyüz esnaf olduğunu yazmıştı.

Enderunda yetişmiş sedef ustaları, saraydaki atölyelerde sarayın ihtiyacı olan sedefli ürünleri imal ediyor, hanedanın ve vezirlerin yaptırdıkları mimari eserlerin dekorasyonları  için ihtiyaç duyulan sedef kakma ürünleri üretiyorlardı. Bu muhteşem eserleri, o dönemde inşa edilen saray, köşk, yalı ve cami gibi yerlerde görmek mümkündür. Hepsi de muhteşem ve eşsizdir.

Enderun’da yetişmiş olan sedef ustaları, Saraylardaki atölyelerde hanedanın ihtiyacı lan sedef ürünler imal ediyor,  Hanedan ve vezirlerin yaptırdıkları mimari eserlerin iç donanımları için ihtiyaç duyulan yerler için üretimi yapılıyordu.  Bu bakımdan Osmanlı sarayları, köşkleri yalıları, camileri vb Enderunlu Ustaların yaptıkları enfes örnekler ile doludur. Pek çok Osmanlı mimari eserlerinde bu ustaların elinden çıkmış örnekleri bu gün dahi görebilmek mümkündür. 

Osmanlı’dan mirasımız sedef ustası Vasıf Efendi, enderun’dan yetişme son sedef ustası, Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün şahsi koruması altına alınmış ve kendisine bir gemi kamarası tahsis edilerek çalışmalarına ve sanatına devam ettirmesi sağlanmıştır. Sedefkar Vasıf Hoca İstanbul Beşiktaş’ta işlettiği sedef atölyesinde sanatını devam ettirmiş ve sonrasında 1936 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde sedefçilik bölümünü açmıştır. Akademide görev yaptığı sırada yapmış olduğu sedefli kapı yüzyılın son sedefçilik örneği olarak Topkapı Sarayı’na konmuştur.

Fotoğraf Kaynak: ISMEK

Gönderim Tarihi 2018-05-23 Kubbeli Çarşı 0 930

Yorum yapınCevaplayın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.

Blog Arşivi

Blog kategorileri

Son yorumlar

Yorum yok

Blogda Ara

İlgili Makaleler

Karşılaştır 0
Önceki

Ürün mevcut değiil

Belirtilecek Kargo
0,00 TL Toplam

Ödeme yap